I am awaiting the sunrise
Gazing modestly through the coldest morning
Once it came you lied
Embracing us over autumn’s proud treetops
I stand motionless
In a parade of falling rain
You voice I cannot hear
As I am falling again
Devotion eludes
And in sadness I lumber
In my own ashes I am standing without a soul
She wept and whispered: “I know…”
We walked into the night
Am I to bid you farewell?
Why can’t you see that I try
When every tear I shed
Is for you?
Gün doğumunu bekliyorum
Naifçe gözümü dikmişim o en soğuk sabahın içine
Bana söylediğin o yalan
Kucaklıyor bizi sonbaharın mutlu ağaç dallarında
Hareketsiz biçimde dikiliyorum öylece
Yağan yağmurun görkeminin ortasında
Bana sesleniyorsun seni duyamıyorum
Tekrar düşerken..
Sadakat sıyrılıyor ustaca
Ve ben üzüntüyle yürüyorum öylece..
Kendi küllerimin içinde ruhsuz bir halde dikiliyorum
O ise ağladı ve bana ”biliyorum..” diye fısıldadı
Gecenin içine yürüdük
Sana elveda mı diyorum?
Çaba sarfettiğimi neden göremiyorsun?
Döktüğüm bütün gözyaşları senin içinken
Temmuz 20th, 2007
In the corner beside my window
There hangs a lonely photograph
There is no reason
I’d never notice
A memory that could hold me back
There is a wound that’s always bleeding
There is a road I’m always walking
And I know you’ll never return to this place
Gone through days without talking
There is a comfort in silence
So used to losing all ambition
Struggling to maintain what’s left
Once undone, there is only smoke
Burning in my eyes to blind
To cover up what really happened
Force the darkness unto me
Penceremin yanında, köşede
Yapayalniz bir fotoğraf asılı..
Bir sebebi yok
Asla farketmeyişimin
Beni alıkoyabilecek bir anıyı..
Bir yara var her daim kanayan
Ve her zaman yürüdüğüm bir yol.
Ve biliyorum, buraya asla geri dönmeyeceksin..
Birbiri ardına günler geçirdim hiç konuşmadan
Sessizlikte bir rahatlık var..
Böylece alıştım tüm hırsımı kaybetmeye
Ve kalanları bir arada tutma mücadelesine..
Bir defa parçalanınca, geriye kalan sadece duman
Gözlerimi köreltircesine yakıp
Gerçekte ne olduğunu gizleyerek
Karanlığı zorla içime katan..
Temmuz 20th, 2007
In the name of desperation
I call your name
A lamentation I sigh
Again and again
Spiritual eclipse
The gateways are closed for me to seek
The night…
A veil of stars, watching
My shadow is born from light
The light of the eye, in darkness
Over troubled waters memories soar
Endlessly, searching night and day
The moonlight caresses a lonely hill
With the calmness of a whisper
I wear a naked soul
A blank face in the streaming water
It is cold in here
Frost scar my coat with dust
Eyes attach to your mute portrait
We spoke only through thoughts
Together we gazed, awaited
Hours brought thirst and the rising sun
Sunbirds leave their dark recesses
Shadows glid the archways
Do not turn your face towards me
Confronting me with my lonliness
You are in a forest unknown
The secret orchard
And your voice is vast and achromatic
But still so precious
Lullaby of the crescent moon took you
Mesmerized, its kaleidoscopic face
Granted you a hollow stare
Another soul within the divine herd
I have kept it
The amaranth symbol
Hiddin inside the golden shrine
Until we rejoice in the meadow
Of the end
When we both walk the shadows
It will set ablaze and vanish
Black rose immortal
It is getting dark again
Dusk shuffle across the fields
The evening trees moan as if they knew
At night I always dream of you
___kara gül ölümsüzdür___
umutsuzluğun adı ile adını anıyorum
kendimi paralayarak iç çekiyorum tekrar tekrar
ruhani yücelik
aradığım aralı kapılar benim için kapandı
gece…
yıldızlardan birinin pençesi izliyor
gölgem ışıktan doğuyor
karanlığın içindeki gözlerin ışığından
rahatsız suların üzerinde anılar uçuşuyor
sonsuza dek gece ve gündüzü arayış
ay ışığı yalnız bir tepeyi okşuyor
bir fısıldayışın telaşıyla
çıplak bir ruha bürünüyorum
boş bir surat sel gibi akıyor
burası soğuk
ayaz üzerimde tozlu izler bırakıyor
gözler sessiz portrene asılıyor
sadece bütün düşünceleri konuşurduk
hep beraber gözlerimizi dikip bekledik
saatler susadı ve güneş yükseldi
güneş kuşları karanlık kovuklarını terk ediyorlar
gölge kemerli geçitlerde süzülüyor
yüzünü bana doğru çevirme
yalnızlığımın üzerine yürü benimle
sen bilinmeyen bir ormandasın
gizli kemer
sesin engin ve şeffaf
fakat hala çok değerli
hilalin ninnisi seni aldı
hipnotize edilmiş kaleydeskopik yüz
boş bir bakışla seni kabullendi
ilahi kalbin içinde başka ruh
onu tutmuştum
amarant sembolü
gizli altın tapınağın içinde
çayırlardaki coşkumuzdan beri
sonunda gölgeler ile yürürken biz
o alevlere atılacak ve kaybolacak
kara gül ölümsüzdür
hava yeniden kararıyor
alacakaranlık tarlaların üzerinde süzülüyor
gece ağaçları bilirmişçesine inliyordu
geceleri hep seni rüyamda gördüğümü
Temmuz 20th, 2007